Amerika Birleişk Devletleri’nde patlak veren mali kriz öncelikli olarak Amerika ve Avrupa’da ekonomik krize dönüştü. Bir çok Global Banka ve firma işten çıkartmalarla krizin kendi üzerlerindeki etkilerini azaltmaya çalışıyorlar. Oysa ki bu anlık bir etki yapan bu uygulama ile krizin derinleşmesini ve yaygınlaşmasını sağlamaktadır.
Sonuçta üretim yapan bu bütün firmaların bu nihai mallarına talepte bulunan kişiler yine çalışanlarıdır. İnsan kaynakları departmanları bu işten çıkartma operasyonları için genelde verimsizlik ve maliyet kriterlerini göz önünde bulundururlar.
Günümüz teknolojisinde teknoloji yoğun sermaye kullanan şirketlerin emek gücündeki maliyet indirimleri pekte fayda sağlamayacaktır.
Kriz ortamında iş ilanları farklılıklar göstermeye başlamıştır. Deyim yerindeyse bir taşla iki kuş vurabiliecek yetenekte insanlara yönelik iş ilanları yayınlanmaya başlamıştır. Bu nedenle kendini geliştirmiş ve mevcut yeteneklerini pekiştiren, ek yeteneklere ve eğitimlere sahip iş gücü için işsizlik söz konusu değildir.
Kriz döenmelerindeki bu sıkışık durum aslında kariyer basamakları için çok elverişlidir. Çalışanlar arasında rekabetin yoğunlaştığı ve yapılan işlerin daha çok değer bulduğu bir dönemdir.
Aslında olay, doğal seleksiyona bırakılmış olsa zaten dengeler bu kadar çabuk bozulan zayıf bir yapıda olmayacaktır. İşte tamda bu noktada verimlilik ön plana çıkmaktadır. Son günlerdeki Gazete başlıklarına baktığımızda üretimeki aksaklıkların nedenlerinin başında verimlilik olarak görürüz.
Üretim aşamalarında ki iş ve eleman uyumluluğu verimliliğin en etken durumudur. Yaplıan iş ile çalışanın tam olarak örtüştürülmesi insan kaynaklarının görevi gibi gözüksede aslında işin içerini detaylıca bilen mühendisinlerin işidir.